12 Eylül 2018 Çarşamba

4. Sultanbeyli Kitap Fuarı ( 29 Eylül - 7 Ekim 2018 )



Kitapseverlere Merhaba

Yine bir kitap fuarı ile karşınızdayım.

Bu sefer 4. Sultanbeyli Kitap Fuarı'ndan bahsedeceğim. 4. Sultanbeyli Kitap Fuarı'nı 29 Eylül - 07 Ekim 2018 tarihlerinde 10:00-20:00 ( cumartesi 13:00 ) saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Yeri ise Sultanbeyli Kent Meydanı' nda olacak. Merkezdeki tünelin üstündeki meydanda kuruluyor.

4. Sultanbeyli Kitap Fuarı'nın sitesinde geçen seneden kalan bilgiler henüz ayıklanmamış sanırım. O yüzden siteleri yenilenirse buraya da eklerim. Ama güzel yayın evleri oluyor. Referans olsun diye alta geçen seneki yayın evlerinin yerleşim şemasını bıraktım.

Geçen sene neredeyse her gün ziyaret etmiştim. Çünkü kapımın önünde oluyor desem abartmış olmam.  Alttaki planda da görebileceğiniz gibi, iş çıkışı eve dönerken kapının birinden elim boş girip diğer uçtaki kapıdan ellerim dolu çıkıyordum. Elim dolarken cebim boşalıyordu. Sonuç ise geçen seneki Sultanbeyli Kitap fuarı ile ilgili şu yazımda mevcut. 



11 Eylül 2018 Salı

Falan Filan




Yağmurlu, gök gürültülü ve şimşekli bir günden herkese Merhaba

Ağustos görünümlü Eylül derken sanırım sonbahar kendini hissettirmeye başladı. Biraz erken mi geldi acaba? Bize de yaranılmıyor. Erken gelse suç, geç gelse suç. Hava bile yarandıramıyor kendini. Belki de yaranmaya çalışmaktan havada sıkılmıştır ve o yüzden son yıllarda kafasına buyruk davranıyordur. En güzelini yapıyorsun hava. Bir kez daha sevdim seni.



Zaten artık seni olduğun gibi sevme kararı aldığımı geçen gün yağmurunun altında kaçmadan yürüyüp gezerken bahsetmiştim. Mesela yağmur yağdığında şıp şıp akıp, uykusuz geceler geçirten çatımdan da şikayet etmeyecektim ama o konuda çatı biraz mızıkçılık yapıyor. En azından yatağın üstüne damlama gece uyurken. Sorun yağmurda değil; onun işi zaten yağmak. Sorun çatıda çünkü beni dış etkenlerden koruyamıyor. Gerçi ben de onu çok ihmal ettim. Bakıma ihtiyacı var. Çatı katında yaşamak güzel bir his ama keşke akmasa.

Aslında bu gün güzel başladı. Çatıya deli gibi çarpan yağmurlar, yeri göğü inleten gök gürültüleri, hafif üşüyen kolları örtünün altına sokup tatlı sıcaklığı hissetmek, eşimin işi ile ilgili güzel bir haber almak... Keyfim yerindeyken dedim bloga gireyim. İyi halt ettim. Çünkü yorumları sildim. Çok üzgünüm bu yüzden. Yorum yapan insanlara haksızlık yaptım diye düşünüyorum. Sonuçta vakit ayırdılar bu yorumlar için. Ömürlerinden hediye ettiler bana ama ben kıymetli vakitlerini tek bir tıkla ziyan ettim. Okuyan varsa gerçekten çok özür dilerim. Sonuçta en değerli hazine zaman diye düşünüyorum.



Eskiden bir şey satın alırken, onu alabilmek için kaç saat çalıştığımı hesaplardım. Sonra satın almayı istediğim o şey için mesela ömrümden 6 saat harcar mıyım diye düşünürdüm. Böyle düşününce almaz, geri bırakırdım. Zaman değerli, düşünceler değerli, ömür değerli...

Az önce Orhan Gencebay'dan Batsın Bu Dünya'yı dinliyordum. Şu an Şanışer'den Gel'i dinliyorum. Az sonra Aleyna Tilki dinleyebilirim belli olmaz. Değişken ruh halimi hep yengeç burcu olmama bağladım ama ben böyle olduğum için yengeç burcunun da adı çıkmış olabilir. ( Şanışer'den Yazamam Ecele dinliyorum. Hala Aleyna babaya geçmedim. )

Bu gün Ağustos ayında izlediklerimi paylaşayım diyorum. Aslında yarısı hazır. Geçen sefer filmlerin sadece fragmanlarını atmıştım. Bu sefer filmlerden biraz biraz bahsetmek istiyorum ama işsizliğin verdiği rahatlıkla çok film izlemişim. Kimisini hatırlayamıyorum. Hatırladıklarımı bile yazmaya üşeniyorum. Neden bu kadar üşengeç oldum? Belki de demirim eksiktir. Keşke mutluluk hormonu da yazsa doktorlar. Endorfin miydi? Bir bakayım. Baktım endorfin değilmiş serotoninmiş. En iyisi kalkayım da kahvaltılık çikolatayı kaşıklayayım.


Karikatürde sigaraya çiçek böcek koymadım çünkü bundan etkilenip sigaraya başlayacak arkadaşlara hayatta başarılar dilerim. Eskiden evde içerlerdi sigarayı. Şimdi evdekiler bile balkona çıkıyor. Hatta otobüslerde hatta ve hatta uzun yol otobüslerinde bile. Sigara içmeyen biri olarak yeni durumdan çok mutluyum. Gerçi bir zamanlar çubuk krakerde dudak tiryakiliğimiz vardı ama çok şükür sigaraya geçiş yapmadım. Çünkü ben alışkanlıklarından zor kurtulan biriyim. Yeniliklere sonuna kadar açık ama alışkanlıklarına körüne körüne bağlı. En kötü alışkanlığım gazlı içeçek ve çaya çok şeker atmak. Offf! Nasıl da Badgirl birisiyim. Zaten metroda sarı çizgiyi de azıcık geçiyorum.

İran filmleri güzel gidiyor. Kitap olarak sadece Goli Taraghi'nin Kış Uykusu'nu okudum.İlk karışıyor kişiler ama sonra oturuyor. Sevdim ama çeşit olması açısından farklı yazar ve şairlerden okumayı planlıyorum.

Dergiler birikmiş. Kaç ay önce aldığım dergilerin kapağını bile açmamışım. Beni böyle doyumsuz yapan sanırım kitap, dergi gibi şeylere çok kolay ulaşıyor olmam. Her yerde böyle kolay değil biliyorum o yüzden ulaşamayanlardan utanarak özür dilerim. Kitaplar da aynı durumda. Dağınık bir kitaplık. Koltukların, pencere pervazlarının üstü kitap ve dergi dolu ama doymuyor hala yenisini alıyorum. Uzun bir süre kitap almayacaktım ama kitap fuarları başlıyor. İkisi bana çok yakın. Hatta birisi kapımın önü diyebilirim.

Depresyona mı girdin? Hayır sadece saçımı birazcık kısaltmak istedim çünkü çok yıpranmıştı. Herkes psikolog olmuş memlekette. Herkes zaten her şey oluyor bir ben sanat tarihçisi olmak istedim ama olamadım. Her saçını kestiren ya da kesen bunaldığı için mi kesiyor? Üstelik hala omuzlarımdan aşağıdalar. Sanki belimde olan saçlarımı üçe vurmuşum gibi sahte psikolog tahlillerine maruz kalıyorum. Oysa ki şimdi daha sağlıklı duruyor saçlarım.



Daha önce böyle bir yazı paylaşmadım ama kafamın içinde daldan dala böyle muhabbetler ederim. Bu sefer buraya yazayım dedim.


Hala Şanışer dinliyorum. Geçemiyorum Serden



YORUM YAPAN HERKESTEN ÇOK ÖZÜR DİLERİM


Az önce çok kötü bir hata yaptım ve bazı gönderilerimin altındaki yorumları yanlışlıkla sildim. Bu yüzden vaktini ayırıp, değerli yorumlarını esirgemeyen, blog dünyasında bana yorumlarıyla destek olan herkesten çok ama çok özür dilerim.

Sol taraftaki yorumlar sekmesinde okuduklarımı silersem yeni gelen yorumlar gözümden kaçmaz diye saçma bir fikre kapıldım ve bir çok yorumu bu yüzden sildim. Mesela şu an Ağustos ayı okuduklarımın altında hiç yorum kalmadı. Oysa ki ne güzel diyaloglar kurmuştuk.

Bu hatama acemilik ya da ihmalkarlık diyebilirdim ama bahanelerin altına saklanmak mı olur bilemedim.

Blogum birinci yılına yaklaşıyor. Aralıkta bir yaşında olacak ama bir ara uzun bir süre girmediğim için hala çok acemiyim. (Kendimle çelişiyorum sanki)

Sizlere bir şarkı bırakarak yazımı bitirmek istiyorum. Gerçekten çok üzgünüm.



10 Eylül 2018 Pazartesi

7. Sancaktepe Kitap Fuarı Yaklaşıyor " Her Kitap Bir Nefes" (21-30 Eylül 2018)

Görsel www.sancaktepekitapfuari.com' dan alınmıştır.


Beklenen gün yaklaşıyor ve Sancaktepe Belediyesi, okurlar ile kitapları tekrar buluşturuyor. Bu sene 7.si düzenlenen 7.Sancaktepe Kitap Fuarı kapılarını 21 Eylül'de açıyor ve 30 Eylül'e kadar devam ediyor..

7.Sancaktepe Kitap Fuarı, Sancaktepe Belediye binasının bulunduğu Meydan Park'ta kurulacak. 21-30 Eylül 2018 tarihleri arasında saat 10:00 ile 20:00 saatleri arasında 100'ü aşkın yayınevi ve sahaf bizleri kitaplarla buluşturmak için ziyarete açık olacak. Ayrıca imza günleri ve sohbetlerde düzenleyecekler. Geçen senelerde de böyle etkinlikler vardı diye hatırlıyorum. Çok tatlı yazarlarla tanışmıştım. Sohbet etmiştik.

Peki hangi yayınevleri var? Yayınevlerinin sayısı 200'e yaklaşmıştı en son gördüğümde. O yüzden tek tek yazamayacağım. 7.Sancaktepe Kitap Fuarı hakkında daha fazla bilgi ve yayınevleri için buraya tıklayabilirsiniz.

Geçen sene fuar boyunca sık sık uğramaya çalışmıştım ve çok güzel kitaplar almıştım. Ama en güzeli Sancaktepe Belediyesi'nin hediye ettiği kitaplardı. Yer bildirimi yaparak İnstagram'da paylaştığım için bana 50 TL'lik kitap seçme hakkı vermişlerdi. İstediğim kitapları almıştım. Benimle gerçekten ilgilenmişlerdi. Geçen sene ki 6.Sancaktepe Kitap Fuarı yazım, aldıklarım ve hediye edilen kitaplar hakkımdaki yazım için buraya tıklayabilirsiniz.

Bu sene de uğramayı düşünüyorum. Gerçi kitap almayacaktım elimdekiler azalana kadar ama gitmesem olmaz. Hatırı kalır. Zaten senede bir görüşüyoruz :)

7 Eylül 2018 Cuma

Ağustos Ayı Okuduklarım (2018)





Ağustos ayını çok şükür bitirmişken çok geciktirmeden Ağustos ayında okuduğum kitapları paylaşayım dedim. Ağustos ayındaki okuma oranım bir önceki aya oranla daha iyi diyebilirim. (Geçen ay sadece Stefan Zweig'in "Kızıl" kitabını okumuştum. Sonuçta yedi, birden çoktur diye kendimi avutuyorum)Bu ay ince ama genelde güzel etkiler bırakan kitaplar okuduğumu düşünüyorum.

Ağustos ayında ilk kez Çin'den, Mısır'dan, İran'dan kitap okudum. Türkiye'den ise kitapları aracılığıyla Yusuf Atılgan ve Mustafa Kutlu ile tanışmış oldum. Tabi ki bir de her ayın olmazsa olmazı Zweig var. Samipaşazade Sezai ile daha önce "Sergüzeşt" sayesinde tanışmıştık. İkinci kez bir araya gelmek hoş oldu.

Toparlayacak olursak Ağustos ayında yedi kitap okumuşum, beş yazarla ilk kez tanışmış, beş ülkenin edebiyatından damlayan özlerden içmişim.

Okuduklarımı aşağıda kendimce ufak tefek açıklayarak sizlere de bahsetmek isterim.

Değişim - Mo Yan



"Bir erkek eğer sevdiği bir kadınla evlenemezse o zaman kendine en çok yararı getirecek kadınla evlenir."

Ağustos ayında okuduğum ilk kitap Mo Yan'dan Değişim oldu. Çin edebiyatı ile ilk kez tanıştım. İnce ve oldukça akıcı bir kitaptı. Kütüphaneye gittiğimde oturup oracıkta bitirdim. Mo yan, Çin'in en ünlü yazarıymış. Ayrıca Nobel Ödülü de varmış. Uzun öykü olan Değişim kitabında Mo Yan, Çin'deki toplumsal ve siyasal değişimleri kendi otobiyografisi şeklinde ele alarak anlatmış. Hem bir otobiyografi, hem bir öykü hem de tarih kitabı gibiydi. Çocukluğundan başlayarak yetişkinliğine kadar olan hayatını anlatarak, Çin'de yaşanan değişimleri de anlatmış olmuş. Zaten yazardan tarihi bir kitap yazması isteniyor ama kabul etmiyor. Sonra istediğin şekilde yaz ama yeter ki yaz şeklinde ikna çabaları sonucu Değişim' i yazıyor.
( Can Yayınları - 96 Sayfa )



Menekşeli Mektup - Mustafa Kutlu



" Niçin aramadı? Onu ben de bilmiyorum. Bir de derler ki, yazarlar kitapta yer alan kişilerin her halinden haberdar olur. Hadi canım sende."

Mustafa Kutlu'nun Menekşeli Mektup'una Sultanbeyli Belediyesi'nin kitap kafe tarzında olan bir mekanında çay içerken başlamıştım. (Aslında güzel bir mekan. Başka bir yazımda da orayı anlatayım size) 40 sayfa kadar okumuştum ama çay faslı bitince ayrıldık. Sonra Menekşeli Mektup ile dayanamayıp kütüphanede buluştuk ve kaldığımız yerden muhabbetimize devam ettik. Valla beklenen mektubun gelmemesi mi yoksa gelen mektubun buz gibi soğuk , duygusuz ve kısa olması mı daha kötü bilemedim. Kitapta en çok Sarıkamış ile ilgili olan hikayeyi beğendim. Mustafa Kutlu'nun üslubunu çok sevdim. Başka kitaplarında buluşmak üzere diyorum.
( Dergah Yayınları - 160 Sayfa )



Anayurt Oteli - Yusuf Atılgan



" Yüksek sesle konuşanlar, tartışanlar hep bilinen şeyler olduğuna göre ülkenin yönetimini asıl etkileyen, düzenleyen şeyler bu fısıltılarda gizliydi anlaşılan. "

Anayurt Oteli, uzun zamandır kitaplığımda bekliyordu. Bir de kardeşi Aylak Adam var ama onu da hala okumadım. Anayurt Oteli, Yusuf Atılgan'ın ikinci romanıymış (1973). Kitapta sevgisiz ve yalnız Zebercet'in yaşamından bir bölüm okudum diyebilirim. İşlettiği otele gelen bir kadını aklından çıkaramıyor ve onu takıntı derecesine getiriyor. Tekrar gelecek umuduyla kendine bakmaya ve giyim tarzını değiştirmeye başlıyor. Bıyıkları falan da kesiyor. Ama kadın gelmedikçe yavaş yavaş kayışların kopmaya başladığını düşündüm. Biraz psikolojiye de yer verildiğini hissettim okurken. Bir de bu kitabı biraz sürüne sürüne okudum. Pek sarmadı beni nedense. Ama Aylak Adam' ı da okurum.
( Yapı Kredi Yayınları - 108 Sayfa )



Sıfır Noktasındaki Kadın - Neval El Seddavi



" Kız çocuklarından biri öldüğü zaman babam her zamanki gibi yemeğini yer, anneme ayaklarını yıkatır sonra yatmaya giderdi. Ölen çocuk erkekse babam annemi dövdükten sonra yemeğini yiyip gene yatağına yollanırdı. "

Ağustos ayında okuduğum dördüncü kitap olan Sıfır Noktasındaki Kadın'ı çok çarpıcı buldum. Neval El Seddavi, Mısır'daki Kanatır Hapishanesi'ne bir araştırma için gidiyor ve orada Firdevs isminde idamını bekleyen bir kadının olduğunu öğreniyor ve herkesin ona karşı olan saygılı ve hayran tavrına şaşırıyor ve tanışmak istiyor. Tabi ki Firdevs ilk başlarda kabul etmiyor ama idamına saatler kala Neval El Seddavi'yi çağırıyor ve hiç durmaksızın hayat hikayesini anlatmaya başlıyor. Zaten yazarı da baştan uyarıyor bu konuda. Vakti yoktur. Çünkü akşam altıda onu almaya geleceklerdir. Yani Firdevs'i kendi ağzından dinliyorsunuz. Mısırlı Firdevs, bir faişedir( çok kaba buluyorum bu kelimeyi ama kitabın arka kapağında da bu şekilde anlatmış.) Bir kadın, kadın olmanın bedelini ne kadar ağır ödeyebilirse,  Firdevs o kadar ağır ödemiş. Beni en çok acıtan iş ararken sürekli diploması olduğundan bahsetmesine rağmen onu sadece dişi bir vücut olarak görmeleri. Bir kere düşmeye gör işte. Hele bir de kadınsan. Kitabın gerçek bir olaya ve kişiye dayanıyor olması kitabı daha etkileyici kılıyor. Üstelik aynı hapishaneye yıllar sonra başka bir suçtan yazarın kendisi de düşüyor.
( Metis Yayınları - 110 Sayfa )



Vejetaryanlığın Yararları - Sâdık Hidâyet



" İnsan kan döküyor, zulüm tohumu ekiyor. O halde sonuçta savaş, acı, yıkım ve toplu kıyım biçecek. İnsanlık ilerlemeyecek, huzur bulamayacak; mutluluk, özgürlük ve barış yüzü göremeyecek etobur olduğu sürece. "

1 Ülke, 1 Kitap, 1 Film etkinliğim için seçtiğim bir kitaptı. Etkinliğin ilk ayı olan Eylül için İran'ı seçmiştim. Ama dayanamadım okudum. Kitap boş bir sayfada tek başına bulunan, Hz. Ali'nin "Midelerinizi hayvan mezarlığı yapmayın." sözüyle başlıyor ve bence etkileyici bir giriş olmuş.Kitabı umduğumdan daha iyi buldum diyebilirim. Hatta çoğu yerde beni ikna bile etti. Etin, insanın doğal besini olmadığını ve doğal besinimiz olmayan bir şey yediğimiz için hasta olduğumuzu iddia ediyor.Vücudumuzun yaratılış olarak et yemeye uygun olmadığını ispatlamaya çalışıyor. Dişlerimizin etçil hayvanlara değil, meyve yiyen maymun türü hayvanlara benzediğinden bahsediyor. Midemizin eti öğütmek için yetersiz olduğundan, etçil olsaydık et yiyen hayvanlar gibi  kemikleri de yiyebileceğimizden, bağırsaklarımızın et yemek için fazla uzun olduğundan bahsediyor. Etçil hayvanların bağırsakları kısaymış. Bizimki uzun olunca et çok fazla vakit geçiriyor vücudumuzda ve bozulmaya başlıyor. Bu durumda bizi zehirliyormuş. Ayrıca besinlerin değerlerinden, vejetaryanlığın tarihinden, yiyecekleri pişirmeli mi gibi sorulara da cevap veriyor. Ayrıca vejetaryanlığın ahlaki ve ekonomik yönünü de ele almış.
( Yapı Kredi Yayınları - 73 Sayfa )



Amok Koşucusu - Stefan Zweig



" Ruhu çoktan ölmüştü, geriye öldürecek yalnızca bedeni kalmıştı. "

Heralde şu aralar her ay bir Zweig okuyorumdur.İş Bankası Yayınları sağ olsun pek çok kitabını çıkarıyor. Stefan Zweig, Amok Koşucusu'nda dünyanın bir ucuna, ülkesinden çok uzaklara çalışmaya giden bir doktorun mesleğiyle ilgili sorumlulukları, şahsi duyguları, gururu ve vicdanı arasında kalmasından dolayı yaşadığı psikolojik durumu ele almış. Bir kadın hastasının istediğini gurur yapıp kabul etmiyor ve bu olay her ikisinin de sonu oluyor. 
Amok koşucusu olmak aslında bir tür çıldırma halidir. Malezya'da görülen bir durummuş. Mesela birisi barda içkisini yudumlarken, birden ayağa kalkıyor, hançerini kapıp sokağa fırlıyor ve koşmaya başlıyor. Dosdoğru, karşısına çıkan her şeyi herkesi yıkarak koşuyor ve çığlık atıyor. Ta ki  birisi onu vurup durdurana kadar. Yani sonu ölüm olan bir cinnet hali.
( İş Bankası Yayınları - 64 Sayfa )




Küçük Şeyler - Samipaşazade Sezai



" Yook! Bir erkek için hastalanan, bir herife varmak için para verenlere acırım da onun için, yoksa... "

Samipaşazade Sezai 'nin Küçük Şeyler'ini İş Bankası Yayınları'nın Türk Klasikleri serisinden okudum. Çok güzel bir seri olduğunu düşünüyorum. Samipaşazade'yi ilk kez Sergüzeşt'te tanımıştım. Küçük Şeyler, yazarın okuduğum ikinci kitabı oldu. İçinde kısa kısa hikayeler, Daudet'in L'Arlesien-ne isimli hikayesinin çevirisini, tam bir hikaye olmasa da hem sade hem de orijinal haliyle paylaşılmış Kitabe-i Seng-i Mezar'ı bulabilirsiniz.  
Samipaşazade, kitabın önsözünde, neyin anlatıldığının değil, nasıl anlatıldığının önemli olduğunu söylüyor. Yani basit ve küçük şeyleri etkileyici hale getirmenin sizin olayı nasıl anlattığınıza bağlı olduğunundan bahsediyor.
(İş Bankası Yayınları - 84 Sayfa )


Benim Ağustos ayında okuduklarım bu kadar. Bir ara deli gibi kitap okudum. Ama artık bu durumu biraz yavaşlattım. Daha anlayarak, cümleler hakkında düşünerek ve küçük araştırmalar yaparak okumaya başladım. Böyle daha çok zevk almaya başladım diyebilirim. Umarım sizlerinde okuduğunuz güzel kitaplar vardır. Kitap önerilerinize her zaman açığım.


Sevgi İle Kalın, Hoşçakalın


6 Eylül 2018 Perşembe

1 Ülke, 1 Kitap, 1 Film Etkinliği " İRAN "



Bugün yeni bir fikirle karşınızdayım. Bir süredir düşündüğüm bir etkinlikten bahsedeceğim. Etkinliğin adını " 1 Ülke, 1 Kitap, 1 Film " olarak düşündüm.

Peki nasıl bir şey bu etkinlik? Aslında adı ipucu veriyor biliyorum ama tarif etmek gerekirse her ay bir ülke belirleyip, o ülkeden en az bir kitap okuyor ve bir film izliyoruz. Kitap ve film tabi ki birden fazla olabilir. Sonra ayın sonunda ya da ay boyunca deneyimlerimizi yazıp, paylaşıyoruz. Böylece her ay farklı bir ülkenin edebiyat ve sinema kültüründen en az bir şey keşfetmiş oluyoruz.

Etkinliğin ilk ayı Eylül için ülke olarak "İran" ı seçtim. Umarım benim gibi İran sineması severler vardır. İran kitaplarına ise ben de uzak sayılırım ama bu vesileyle tanımış olacağım.

Kendime İran sinemasından film olarak Serçelerin Şarkısı' nı, Cennetin Çocukları' nı ve Baran' ı seçtim. Serçelerin Şarkısı'nı ben de babam da çok severiz. O yüzden defalarca izlememe rağmen etkinlik kapsamında görüp, duyup izleyen olur diye tekrar izleyeceğim. Yönetmen Mecid Mecidi'nin filmlerini çok seviyorum. Oyuncu olarak ise favorim Rıza Naci'dir. İran sinemasını başarılı ve sıcak kanlı buluyorum. Film önerilerine açığım.



İran Edebiyatı'na gelecek olursak aşağıda gördüğünüz kitaplar ben de mevcut ve Küçük Kara Balık ve geçen ay okuduğum Vejetaryanlığın Yararları hariç hiç birini okumadım. Goli Taraghi'nin Kış Uykusu kitabını ise kütüphaneden aldım. Sanırım ilk onu okuyacağım. Elimde İran Edebiyatı'ndan bu kadar kitap varken neredeyse hiç birini okumamış olmam gerçekten çok büyük kayıp olmuş. Filmin yanı sıra kitap konusunda da fikirlerinizi almak isterim.



Hepimize fikir olması açısından bulabildiğim İranlı yazar ve şairlerin isimlerini paylaşıyorum. Samed Behrengi, Sâdık Hidâyet, Goli Taraghi, Ferîdüddin Attâr, Ömer Hayyam, Nizamülmülk, Sâdi, Hâfız-ı Şirâzi, Fürug Ferruhzad, Sohrab Spehri, Firdevsi ve daha nicelerini sayabiliriz.

Toparlayacak olursak Eylül ayında İran'dan en az bir kitap okuyup, en az bir film izleyeceğim. Katılmak isteyen olursa yorum kısmına yorum bırakabilir. Katılanlar diye bu gönderinin altına link vererek sizleri eklerim. Paylaşımlar ve deneyimler için şimdiden oldukça heyecanlıyım.


1 Ülke, 1 Kitap, 1 Film Etkinliği'ne Katılanların Listesi 








İnstagram Paylaşımları ( Ağustos 2018 )



Ohh! Sonunda Eylül geldi.

Şu an hava hala Ağustos gibi olsa da adının Eylül olması bile keyfimi yerine getiriyor. Eylül ayına girmenin neşesiyle bu ayın ilk paylaşımını yapayım dedim. Başlıkta belirttiğim gibi Ağustos ayında İnstagram'da paylaştıklarımı bir de burada paylaşayım dedim.

İnstagran paylaşımlarını link olarak koymayı beceremediğimden JPG olarak atıyorum buraya ama takip etmek isterseniz kullanıcı adım srplbyr

















25 Ağustos 2018 Cumartesi

İş Bankası Kültür Yayınları 3 Al 2 Öde Kampanyası ve Kitap Alışverişim



Kocaman bir Merhaba ile tekrar karşınızdayım.

Bir önceki paylaşımda Yapı Kredi Yayınları'nın 4 al 3 öde kampanyasından ve neler aldığımdan bahsetmiştim. Okumak için buraya tıklayabilirsiniz. Hemen peşinden de bu yazımda İş Bankası Kültür Yayınları'nın kampanyasından ve aldıklarımdan bahsedeyim ki belki kampanyadan faydalanmak isteyen olabilir çünkü bu da ağustos ayının sonunda bitiyor ve sadece kitabevinde geçerli.

İş Bankası Kültür Yayınları'nın kampanyasında ise 3 al 2 öde vardı. Bu alışverşimde 6 kitap aldım. Altısını da Türk Edebiyatı Klasikleri serisinden seçtim. Zaten iki paylaşım önce bu seriden ve kütüphaneme eklemek istediğimden bahsetmiştim. İşte o beklenen gün geldi çattı ve ben Türk Edebiyatı Klasikleri'me kavuştum.

Aslında şu an bu seride çıkan kitap sayısı 7 adet ama ben 6 tanesini aldım. Çünkü kampanyadan faydalanmak istedim. Sadece Şinasi'nin "Şair Evlenmesi"ni almadım ama bir Kadıköy'e gidişime bakar :)

Aldığım altı kitabın toplam fiyatı 54 TL tutuyordu ama kampanyadan faydalanarak 36,18 TL vermişim. Bunda iskonto olmamış ana kampanyadan faydalanmışım sanırım. Aldığım kitapların toplu fotoğrafını aşağıda paylaştım. Bu seriyi başından yakaladığım için tamamlamam daha kolay olacak diye düşünüyorum. Umarım isteyen herkes alır ve okur.





İş Bankası Yayınları'nın kampanyasından aldığım kitaplar arasında en çok "Küçük Şeyler" kitabını merak ediyorum. Daha önce Samipaşazade Sezai'nin "Sergüzeşt"ini ve Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın "Gülyabani" kitabını okumuştum. Ama bunlar arasında okuduğum bir kitap yok. 

Bu seriden aldığınız, okuduğunuz kitap ya da kitaplar var mı? Ya da kampanyadan neler aldınız? Paylaşmak isterseniz yorum bırakabilirsiniz.


Yapı Kredi Yayınları 4 Al 3 Öde Kampanyası ve Kampanyadan Aldıklarım


Herkese Merhaba Arkadaşlar

Bugün sizlere Yapı Kredi Yayınları'ndaki kampanyadan ve kampanyadan aldığım kitaplardan bahsedeceğim. Okunmayı bekleyen bir sürü kitabım olmasına rağmen kitap görünce dayanamayıp alanlardanım. Birikiyorlar ama ben kendimi durduramıyordum :(

Neyse konuyu dağıtmadan kampanyaya geçiyorum. Kampanyada 4 kitap aldığınızda sadece 3 tanesini parasını ödüyorsunuz. Bir tanesi size hediye edilmiş oluyor. Anladığım kadarıyla fiyatı en düşük olan hediye ediliyor. Benim aldığım kitapların fiyatları birbirine yakın olduğu için benim için kârlı olduğunu düşünüyorum. Kampanya sadece KYK Kitabevlerinde geçerli ve ağustos ayının sonuna kadar devam ediyor.



Kampanyadan 4 tane kitap aldım. Kitapları seçerken internet yorumlarına bakmadan sadece arka kapaktaki yazılarını okuyarak seçtim. Umarım severiz birbirimizi :) Hemen aşağıda ise arka kapaklarıyla birlikte tek tek görüntülerini atıyorum ki sizlerde belki sevip okursunuz. Fotoğraflar biraz puslu çıkmış. En kısa zamanda tekrar çekip yüklerim. Kampanyadan faydalanmak isteyen olur diye acele acele çektim güneş batmadan.

  • Ağrı Dağı Efsanesi (10 TL)
  • Knulp (9 TL)
  • Gül Mevsimidir (9 TL)
  • Kureyş'in Kurtları (8 TL)
Yukarıdakiler kitapların asıl fiyatı. Ben ise bu dört kitaba toplamda 24,20 TL vermişim. Sanırım bir miktar iskonto yapılmış. Şimdi fark ettim ben de :)

Bir de yine aynı gün İş Bankası Yayınları'nın kitabevinden alışveriş yapmıştım. Orda da 3 al 2 öde vardı.  İş Bankası Yayınları kampanyası ile ilgili paylaşımım için  için buraya tıklayabilirsiniz. 



Ağrı Dağı Efsanesi - Yaşal Kemal


Seçtiğim ilk kitap Yaşar Kemal'den Ağrı Dağı Efsanesi oldu. Bunu gözüm kapalı aldım diyebilirim. Bir de bir şey söyleyeceğim ama lütfen daşlamayınız. Daha önce hiç Yaşar Kemal okumadım. Başka Yaşar Kemal kitapları önermek isterseniz, yorumlarda görmekten çok mutlu olurum.



Kureyş'in Kurtları - İnan Çetin


Kureyş'in Kurtları kitabında ise ilk ilgimi çeken kapağı ve adı oldu. Sonra arka kapak yazısını da ilgimi çekti. Daha önce hiç İnan Çetin okumamıştım. Bu sene genelde daha önce okumadığım yazarlara yöneldim diyebilirim. 




Gül Mevsimidir - Fürüzan


Fürüzan'ın "Parasız Yatılı" kitabını instagramda çok görüyordum. Sonra Kafka Okur dergisinde gördüm diye hatırlıyorum. Daha önceki kitaplarda olduğu gibi Fürüzan'ı da daha önce okumadım. Bunda da beni etkileyen arka kapak yazısı oldu. 




Knulp - Hermann Hesse


Hermann Hesse'nin aslında elimde okunmayı bekleyen "Bozkırkurdu" kitabı vardı. Ama dediğim gibi bu alışverişimde arka kapakları okuyarak aldım. Beni etkileyen "Tüm yaşamı yollarda geçen ve yine yollarda sona eren bir göçebenin kikayesi Knulp.Canının isteği yere konan, ama çok duramayıp yine uçan bir özgür ruhun kısacık destanı." cümlesi oldu.



Benim Yapı Kredi Yayınları'nın 4 al 3 öde kampanyasından aldığım kitaplar bu kadar. Peki siz bu kampanyadan haberdar olup kitap alışverişi yaptınız mı? Yada Yapı Kredi Yayınları'ndan önerebileceğiniz başka kitaplar varsa öğrenmeyi çok isterim.



14 Ağustos 2018 Salı

İş Bankası Yayınları Türk Klasikleri Serisi



Selam

Bir önceki paylaşımımda İş Bankası Yayınları'nın Modern Klasikler Dizisi' ndeki kitapların listesini paylaşmıştım. Liste için buraya tıklayabilirsiniz.

Bu paylaşımda ise İş Bankası Yayınları'nın çıkardığı yeni bir seri olan Türk Klasikleri Serisi'nden bahsedeceğim. Eşimle Modern Klasikler Dizisi'ni okurken "Keşke Türk yazarlar da olsaydı." diyorduk ki İş Bankası bizi kırmayarak bu güzel ve anlamlı seriyi çıkardı. Şu an fazla kitap yok yani toplamak isterseniz yolun başında olduğu için biriktirmeniz daha kolay olacaktır. Çünkü ben dahil Modern Klasikleri biriktirmeye çalışan çok kişi var biliyorum. 

Şu an araştırdığım kadarıyla Türk Klasikleri Serisi'nden 7 kitap çıktı. Bunları hemen aşağıda sizinle fotoğraflı olarak paylaştım. Gerçekten kapak tasarımları da çok hoş olmuş.

Henüz bu seriden hiç kitap alamadım. O yüzden fotoğraflar alıntı.Kitapları alırsam sizinle yorumlarını da paylaşırım.

İş Bankası Yayınları Türk Klasikleri Serisi


1.Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç - Hüseyin Rahmi Gürpınar





2.Mürebbiye - Hüseyin Rahmi Gürpınar






3.Efsuncu Baba - Hüseyin Rahmi Gürpınar





4.İntibah - Namık Kemal






5.Şair Evlenmesi - Şinasi



6.Vatan Yahut Silistre - Namık Kemal






7.Küçük Şeyler - Samipaşazade Sezai